Bu Blogda Ara

16 Nisan 2010 Cuma

DÜNYA'NIN SORUNLARI

Uyku yok uyanıklık yok ; 365 gün bu güneşin çevresinde dön dur. Milyarlarca yıldır aynı yörünge , aynı ay , aynı Mars ve Venüs kavgası... Çok sıkıldım. Ben kimim? Niye bu galaksideyim ve niye bu güneşin etrafında dönüyorum? Sadece birkaç sefer ay aramıza giriyor da rahat ediyorum. Bu ampul kılıklı yıldızdan bıktım. Kendini herkesin annesi sanıyor. Aklı kıt insanoğlu da buna tapıyor ya ; iyice kıçı kalkıyor o zaman. Neyse insanoğlu akıllandı birazcık ; yoksa gerinin de gerisine mi gitti? Şimdilerde de para diye bir şeye tapıyor. Gerçi birkaç bin yıl oldu ona tapmaya başlayalı. Benim gibi 4 milyar 600 milyon yaşında olan bir gezegen için bin yılların önemi olmuyor. Bir de şu ampulün etrafında dönmek olmasaydı daha iyi olacaktı.

Merkür'ün yerinde olsam daha da kötüydü. Belki de daha iyidir. O insanla uğraşmıyor bir kere. Onun toprağını kazan , üstüne bina diken yok. Bir de laf çıkarmışlar ; “ Dünya düzeni” diye. Benim ne düzenim olsun. Bir evim mi var ? Şu ampulün çevresinde dönüp durmaktan başka bir uğraşım mı var? Kendileri zilyon tane şey uydurular ; yok bahçe düzenlemesi , yok uzak doğu yemekleri , yok küresel ısınma. O ısınmayı sen Merkür'e sor. Çocuk yandı bitti kül oldu. Acaba bir tane güneş kremi yollarlar mı? Akıllarına gelmez. Onu da kendileri yapıyor ki. Araba diye bi şey icat ettiler. Ondan önce tekerlek ve ateşi buldular; onları bulmasalar arabayı da yapamazlardı. Herşeyi kendileri yapıyor , sişler sarpa sarınca da suçu bana atıyorlar. Ben kime yükleneyim peki? Kendileri bir rakı sofrası kurup demlenmeyi bilirler. Ben boşlukta dönüyorum , oturacak yerim yok. Karadelikleri buldu bu salaklar. Oysa biz milyonlarca yıldır uğraşıyoruz onlarla. Kaç tane arkadaşımı yuttu o kara delikler. Gene bizim sistemdekiler gibisi yoktur. Mars'la Venüs arasında kalmasaydım daha iyidi gerçi. İnsanların dediği şekilde söylersem ; kedi ile köpek gibi. Ama aynı yörüngedeler ya ; aynı yolun yolcusu ya bu ikisi... Arada da Dünya var. Dünya her boku çözer. Her kavgayı tatlıya bağlar. Dert babası olmuş Dünya. Benim sevgilim 3,5 katrilyon ışık yılı uzakta. Kendisini sadece bir kere gördüm , o da büyük patlama sırasındaydı. İnsanoğlu onu görse sevgilisine ay parçası demeyi hakaretten sayardı. Sitrionus 63 Xyy. Ben kısaca Sitroş diyorum. Hemen hemen aynı yaştayız. O Samanyolu'nda değil ; Gatrix galaksisinde ; Pakfisis sisteminde gezegen. 3 tane uydusu var. Onun uyduları benim sönmüş tavşan gibi değil ama. Bir tanesi yeşil renkte mesela. Üzerinde mavi mavi kediye benzer hayvanlar yaşıyormuş. Sitroş onları çok sever. Hem Sitroş'ta yaşayanlar insan gibi manyak değil. Biraz da bu insanoğluna güvenmediğim için yanına gitmeye çekiniyorum. Galaksiler arası savaş başlar ; vallahi bak. Sitroş'ta yaşayanlar Kulasuma ırkı. Bu insan evladının avatarı gibi bir şey. Ama avatarın teknoloji ve bilim olarak gelişmişi. Onlarla arada selam yollar Sitroş bana. Pramidleri insan denen mahlukat onlar sayesinde yaptı. Bin türlü yalan dolanı unutmaz bu insanoğlu ama o Kulasuma'lıların yaptıklarını unuttu. Sitroş'un Kulasuma'lıları ilerlemeden önce meteorlarla haberleşiyorduk. Ben zorda kalınca hala onlarla haber yolluyorum. Onlar da yörüngeden çıkmazlarsa haberi ulaştırıyorlar tabi. Karadeliklere düşmezlerse bir de... Karadelik dediğin uzay korsanı gibi bir şey. Yaklaşıyor yaklaşıyor , seni yutmaya çalışacak güçte bir çekim gücüyle seni içine çekmeye çalışıyor. Eistein uğraştı bunlarla , bir de Stephen... Kulasuma'lılara söyledim bunu. Alın bunları, Sitoş'a götürün eğitin, adam edin , diğerlerine örnek olsunlar , kendi ırklarını düzeltsinler. Ama kabul etmediler. İnsanoğlu “ben” sorununu çözmeden onlarla işbirliği yapamayız dediler. Aslında Kulasumlılar da analarının karnından bu şekilde doğmadılar. Onlar da birbirini çok yedi. Çok kanlı günler yaşadılar. Sitoş çok üzüldü o zamanlar. Öyle bir gün iki gün değil ; 5000 yıl konuşmadı benimle. Neymiş ; ben onun sorunlarını anlayamıyor muşum? Bak sen... Aptal mıyım dedim ona ; anlamayacak ne varmış. “Senin dinozorların gibi bağırıp çağırmıyor bunlar , birbirlerini katlediyorlar. Bense onların savaşmasını istemiyorum” demişti. Ben de karşılık olarak “ Sen ne anlarsın kavgadan , sanki dinozorlar çok farklı , asıl şiddet , vahşet burada oluyor.” demiştim. Tabi bunları kuyruklu yıldız yağmuru vardı da o sayede çabuk iletmiştik. Neyse işte Kulasumalılar ve dinozorlar yüzünden ettiğiniz kavga sayesinde kadınlarla tartışılmaması gerektiğini anladım. Zaten o orada ben burada. Kavga etsek ne olur? Ama gezegenler insanlardan daha akıllı. Bir kere dişi bir gezegene nişan yüzüğü almak zorunda değilsiniz. Zaten almaya kalksanız neresine takacak? Belki parlak ufak bir yıldız uydu hediye edebilirsiniz. Ama onunda zamanını kollamak gerek. İnsanların hayatı gezegenlerinkinden çok daha kolay. Bir kere yaşamları çok uzun değil. Ama buna rağmen zamanlarının kıymetini bilmiyorlar ve hiçbir şeye tahammülleri yok. Zamanla kavga etmemeleri gerektiğini anlayamıyorlar. Şimdi misal ben 4,5 milyar yıldır bu sistemdeyim , şimdi şimdi sıkıldım da emeklilik istiyorum. Evrenin kuytu bir köşesinde , insansız bir yaşam , Sitoş'la birlikte sessiz bir köşe. Birlikte aynı yörüngede döneriz onunla. Ama önce bunun için insanlardan kurtulmam lazım. İnsanla uğraşmak kadar zor bir şey yok. Nükleer silahlarıyla , sera gazlarıyla , kestikleri amazonlarıyla kendilerini yok ediyorlar. Kendilerini düşünmedikleri gibi beni de düşünmüyorlar. Dinozorlar daha iyidi. Onların zararı kendilerineydi. Bana yaptıkları bir şey yoktu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder